ALTIN 281,3243
DOLAR 5,7540
EURO 6,3948
BIST 97.290
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Parçalı Bulutlu

Zanaat Filmi

Zanaat Filmi

Sanatın sanatsızlığına dur demek adına çıktık varsayalım bu yola. Daha klasik anlatı mantığını çözmeden atlanılan modern sanat algısı bizi daima yaraladığını ve üstelik de bize hiçbir şey katmadığını açıkça görüyoruz. Modern sanat dediğimiz mevzu boş tuvale boya serptirmek, klasik sanat ise Mona Lisa tablosunu çizmek diye kabaca özetleyebiliriz. Nee? Bu kadar basit mi? Bu kadar basit.

Bin bilsen de bir bilene danış, diyen ataların “sadece ben bilirim” diyen torunlarıdır klasiği bilmeden moderne başvuranlar. Klasik anlatı işin mutfağıdır misal. Ham olarak başlanılan mevzuda en ince detayına kadar pişme dönemidir klasik anlatı. Sonrasına yanma dönemi gelir, yanarken klasik olarak da yanabilirsin modern anlatıya da geçebilirsin… Herkes tuvale bir fırça darbesi vurabilir. Ve herkes hissettiğini uygulayarak boya serptirebilir. Peki hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?

Sanat alanına yeni merak salmış veya yeni eğitimine başlayan kişiler de çok görülür bu esasında… Bir kısa film çekilir akıllara zarar… Yönetmen dışında kimse anlamaz mevzuyu. Tamamen ütopik, gerçek dışı, bolca göndermeli filmler… Ama daha film çekebiliyor musun bize onu ispatlamadın ki?

2018 Mayıs ayı bize gösterdi ki, yerli film açısından vizyonda zayıf bir ay. Herhangi bir iddialı yapım piyasaya çıkmadı. Buna fırsattan istifade daha önce gösterime girmiş filmler tekrar vizyona sürüldü. Peki ya gerçekten vizyon bu mu? O zaman vizyonsuzluk nerede?

“İzleyemeyenler ve tekrar izlemek isteyenler için tekrar vizyonda!” Aaa görüyor musunuz, bizim içinmiş meğer… Milyonlarca gişesi var ve bilet satışından paraları götürmüşler ama yetmemiş… Biraz da bizim için tekrar kazanacaklar. Amansız bir yarış esasında bu, her şeyden daha fazla kazanmak için. Çıkar dvd’sini gidelim oradan izleyelim, ver tv’ye evimizde rahat izleyelim… Çok mu düşünüyorsunuz bizi? Eee o zaman yükle Youtube’a herkesin gönlü olsun.

Peki, yabancı fantastik ve bilim kurgu filmlerinin en iddialıları hep bu mayıs ayında çıktı. Ülkede bunların karşısında duracak bir yapıt yok mu? Aslında var, peki onlar gerçekten sinema filmi mi? Bu da ayrı mevzu işte. Seneye Recep İvedik 6 geliyormuş. Bu filmin karşısında durabilecek ne yerli ne yabancı film var. Sırf Recep İvedik’e laf edip gitmeyince kendini aydın ve sanatçı sanan kişiler var diye defalarca Recep İvedik’e gidenleri bilirim… Bunlar keyifli vakit geçirmek, hayatın sıkıntısından sıyrılıp az da olsa gülmek için tercih ediliyor olsa gerek. Böyle şeylere nasıl da ihtiyacımız varsa her filmi ayrı rekor kırıyor… “Sizce ağlamak için gözyaşı mı gerek? Bazen dertliler de ağlar ama gülerek…” demiş şair. Belki de Recep İvedik’i düşünerekten.

Bir sanat filmi çıkıyor, festival filmi diye de adlandırılabiliyor tabi ki bunlar. Saatlerce sürüyor film. Misal bir adamın gidişini oturup dakikalarca izliyorsun. Peki ya bunda amaç? “O gidiş aslında insanın kendi hayatına yolculuğudur.” deyip entelektüel bir giriş yaparlar, genelde sinema eleştirmenleri. Yönetmen mevzudan bir haber… Bir gün bir film söyleşisine katılıp yönetmeni dinlerken salondan bir soru geldi; “Sayın…Bey, filminizde baş rolünüz, bir odası ev sahibinin eşyalarıyla dolu olduğu bir evi kiralıyor ve o odaya girişi yasak. Siz burada aslında iç dünyasını gösterip, kendi bilinçaltına inmesini engellediğini mi anlatmak istediniz?” dedi ve salonu derin bir sessizlik kapladı… Neee?!.?!! Yönetmenin cevabı gülerek geldi “filmi izlediğiniz üzere karakter geliri olmayan biri ve parası anca öyle ev tutmaya yetmişti”. Film ödüllü bir film ayrıca, öyle basit de değil… Ama buradan çıkaracağımız ders eleştirmenler bazen yorumlarıyla yönetmenin üstüne çıkmaya çalışmaktadır, ne kadar tutmasa da. Düz mantık hayat kurtarır olsa gerek.

Peki, gişe filmleri popüler kültürün ürünü, sanat filmleri de uzun ve sıkıcı… Eee o zaman biz ne izleyelim? Hangisine ihtiyacımız varsa onu izleyelim. Canımız sıkıldıkça gişe rekorları kıran komedi filmine gidelim. Kafamız rahat, düşünmeye fırsatımız varsa da sanat filmine gidelim.

Ama hangisinde daha çok emek varsa ona değer verelim.

Çünkü emek neydi?

Emek, yemekti.

Emek olmadan yemek olmaz.

sanat sinema ile ilgili görsel sonucu

ETİKETLER: , , ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.