ALTIN 281,3243
DOLAR 5,7540
EURO 6,3948
BIST 97.290
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Parçalı Bulutlu

Ekonomik Kuşatma

A+
A-
Ekonomik Kuşatma

Geçmişte büyük şehirlerin ve kalelerin ele geçirilmesi yalnızca kılıçla veya büyük toplar kullanılarak gerçekleşmemiştir. İşin daima bir ekonomik boyutu da olmuştur. Zaptedilecek şehrin tüm ticaret yolları karadan olsun denizden olsun tutularak dış dünya ile bağlantısı tamamen kesilir ve kuşatmaya başlanılmış olur. Kuşatma süresince şehri sadece kendi iç kaynaklarını tüketmeye mecbur ederek ekonomik olarak şehrin yıpratılmasına neden olunur . Eğer kuşatılan şehir tüm ekonomik birimleriyle dışa bağımlı ise büyük çaplı bir muharebeye bile gerek kalmadan teslim alınabilmesi mümkündür. Günümüzde ise bu durum çok büyük değişikliklere uğramış gibi görünmesine rağmen özünde aynı kalmıştır. Geçmişte fetihlerin esas amacı toprak genişletilmesine bağlı olarak tarım alanlarının artırılmasıydı. İnsanlar bir nevi toprağın üst kısmı için mücadele ediyordu. Şimdi ise toprağın üst kısmı yerini alt kısmına bırakarak mücadeleye devam edilmektedir. Fethedilen yere yerleşerek yeniden şekillendirilip medeniyetler kurmanın yerini tüm mevcut kaynaklarının sonuna kadar sömürülüp geride sadece büyük bir yıkım bırakmak almıştır. Peki günümüzdeki süreç nasıl işlemektedir sorusuna gelinir ise eski devir merkantilist ulusların en güçlü olabilmek için iki önemli şartı vardı: Birincisi olabildiğince fazla değerli madenle birlikte güçlü bir donanmaya sahip olmak ikincisi ise diğer ülkelere aldığından daha fazlasını satmaktan geçiyordu. Aynı şekilde günümüzde de bu iki şartın varlığı devam etmekle birlikte değerli madenin yerini her ülkenin kendine has mübadele amacıyla oluşturduğu kağıt paralar almıştır. Ve piyasada ki en itibarlı paraya sahip olan ülke kıt kaynakların paylaşımında en büyük payı kapmış ülke olup diğer ülkelerin ihracatını, ithalatını, yatırımını kısacası ekonomisini yaptığı düzenlemelerle etkileyerek bu durumu da bir yaptırım aracı olarak kullanıp istediğini elde edebilecek bir güce de ulaşmış demektir. Böyle bir yaptırımı mümkün kılan ve bu sistemi ayakta tutan en önemli etken ise faizin varlığıdır. İnsanoğlunun herhangi bir çaba sarf etmeden, alınteri dökmeden para kazanma isteği bu sistemin devam etmesindeki en büyük sebeplerdendir. Dünya piyasasında alışverişlerde ortak kullanılan para biriminin sahibi olan ülke kendi merkez bankası tarafından belirlediği faiz oranları ile diğer ülkelerin iç piyasalarını etkileyebilmektedir. Eğer bu ülkenin merkez bankası faiz oranı artırımına giderse diğer ülkelerde bu oranın altında veya üstünde bir oran belirlemek zorunda kalırlar. Belirlenen faizin altında bir oran durumunda ise ülkeden döviz çıkışına sebep olup döviz kurlarının yükselmesine neden olacaktır. Çünkü yatırımcılar paralarını daha fazla kazanç elde etmek için yüksek faiz veren bankalara yatırmak isteyeceklerdir. Bunun neticesinde yurtdışındaki mallar ülke içindeki mallara kıyasla daha pahalı olup ithalatın azalmasına yurtdışındakiler için ise ülkedeki malların ucuz olması sebebiyle ihracatın artmasına neden olacaktır. Eğer ülkedeki faiz oranı yüksek ise ülkeye döviz girişi ile döviz kurunun düşmesi sağlanıp yukarıdakinin tam tersi bir durum sağlanmış olacaktır. Ancak yatırım ile faiz ters orantılı bir ilişkiye sahiptir. Çünkü yüksek faiz oranında hiçbir çaba sarf etmeden daha fazla kazanç elde etmek varken insanlar yatırım yapmak istemeyeceklerdir. Bunun sonucunda ise ülkenin büyümesi yavaşlayabilir hatta yatırımlar tamamen durursa küçülmeye kadar gidebilir. Sistemin işleyişi bu şekilde olmasına rağmen bazen bir ülke faiz artırımına gittiği halde ülkesindeki döviz kuru düşmeyebilir. Normal süreçte düşmesi gerekirken düşmemesi durumunda ülkede ithal ürünlerin fiyatının aşırı şekilde artmasına ve faiz oranı sebebiyle ülkenin yatırımlarının düşmesine ve bunların sonucunda ise ülkenin ekonomik olarak sıkıntıya girmesine sebep olacaktır. Nedeninin ne olduğuna gelecek olursak sistemin en çok kazananı istediğini elde etmek için bu ülkeye ekonomik bir yaptırım uygulamaya başlamıştır. Eğer yaptırım uygulanan ülke her şeyiyle dışa bağımlı ise boyun eğmesi uzun sürmeyecektir. Ancak kendi iç kaynakları yeterli ve üretken bir konumda olan bir ülke de ise istediğini elde etmek için daha farklı yöntemlere başvurmak zorunda kalacaktır. Ve bu farklı yöntem ise genel itibariyle kendini askeri alanlarda göstermektedir. Ama her şeyin bir ömrü ve sonu olduğu gibi bu sisteminde bir sonu olacaktır. Ne demişler zulüm ile âbâd olanın âkıbeti de berbat olur. Sizlere bu yazımızda mevcut sistemin nasıl işlediğini anlatmaya çalıştık. Kim bilir belki de bir gün sömürü yoluyla birilerinin sırtından geçinmeyi sağlayan bu sistemin çarkına çomak sokacak bir millet çıkacaktır. Fikir aleminize katkıda bulunabilmek dileğiyle saygılar…

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.