ALTIN 247,9266
DOLAR 6,0605
EURO 6,7623
BIST 85.208
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

ANDELİB

A+
A-
ANDELİB

Bu deneme eti için bülbül besleyenlere, gözünü kapayıp kulağını tıkayarak sadece mana için yaşayanlara ve de çok çirkin olduğunu düşünmeyip gündüz vakti insan içine çıkabilenlere hitaben yazılmış olup konu itibariyle de yazınsal ürünlerin geçmişten günümüze olan geçirmiş olduğu değişim süreçleri incelenmiştir.”

Kitle sınırlaması yapılıp belirli küçük bir topluluğa yazılmış olduğu sanısına kapanılmasın. Aksine kendini rasyonel bir birey olarak kabul eden günümüz insanlarınadır. Biraz daha açılacak olursa seçimlerinde duygu ve hisleri yerine aklına ve mantığına göre hareket eden ve aklına sığıştıramadığı düşünceyi reddedenlere diye de genişletilebilir. Duygu ve hislerin yerini akla ve mantığa bırakma sürecini zaman içinde incelenecek olunursa: Geçmişten günümüze insanların zevk ve tercihleri, yaşayış biçimleri sürekli olarak değişip farklılaştığı görülecektir. Örnek olarak ilk akla gelenler kılık kıyafet ve saç modelleri olsa da dil ve buna bağlı olarak kullanılan sözcükler de zamana bağlı olarak farklılaşıp kendini yenilemiştir. Bu durumun en önemli sebebi ise sürekli gelişmekte olan teknolojidir. Teknoloji ile birlikte iletişim ve ulaşım gelişmiş ve farklı kültürlerden insanların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayarak etkileşimi kolaylaştırmış bununla birlikte dünyanın giderek ortak bir kültür ve dile sahip olmasını sağlamıştır.

Artık yurtdışında herhangi bir yere gidildiğinde sizin oranın yerlisi olmadığınızı ele veren kılık kıyafetiniz veya konuştuğunuz yerel diliniz değil ten renginizin veya yüz hatlarınızdaki farklılıklar olmaktadır. Eğer aynı coğrafyanın insanlarıysanız ortak dili konuşmanızdaki aksan farklılığınız sizi ele vermektedir. Ancak gelecek için tüm bu farklılıkların ortadan kalkacağını hangi ırktan olduğumuzu konuştuğumuz dil veya fiziksel özelliklerimiz değil de geçmiş tarihimizin vereceği yönünde bir tahmin yapmak günümüzdeki gidişat itibariyle pekte yanlış olmayabilir. Ve de yaşamak için birbirine muhtaç olarak yaratılmış tüm bu insanları ortak paydada toplayan en önemli etken ise rasyonellik olmuştur.

Tüm bu farklılaşmalarla birlikte esas konumuza dönülecek olunursa bu değişimlerden okuruna estetik duygular uyandıran bir yazın türü olan şiirde nasibini almıştır. Geçmişini ilk medeniyetlere kadar götürebileceğimiz şiir günümüze kadar insanoğluyla beraber yapı ve mana itibariyle değişmişte olsa varlığını her daim koruyarak gelmiştir. Günümüzdeki büyük şairlerin neredeyse tamamı erkek olsa da yazılı olarak bulunan ilk şiir bir kadına ait olup yazıyı icat eden MÖ 4000-MÖ 2000’ler arası yaşamış olan sümer medeniyetine aittir. Yazılmış olan bu şiir bir aşk şiiri olup kadının kocasına olan özlemini dile getirmektedir. Şimdiye nazaran bir kıyaslama yapılacak olunursa bir kadının bir erkeğe şiir yazması biraz garip düşebilmekte ancak o dönemlerde kadının toplum içindeki mahiyeti düşünüldüğünde aşık olunacak kişi kadın değil erkek olduğu görülmektedir. Eski Yunan’da dahil İslamiyet gelene kadar Arap yarım adasında da kadının toplum içinde hak ettiği değeri göremediği ve büyük çoğunluğunun eşya muamelesi gördüğünü tarih bize naklediyor. Günümüze doğru yaklaştıkça şiir yazılan taraf değişmiş olsa da şiirde duygu ve histen vazgeçilmemiştir. Anlam ikinci planda kalmış kulağa ve göze hitap edilmeye çalışılmıştır. Şiirler belli bir kalıpla ve ölçü ile yazılmaya çalışılmıştır.

Andelib-i Zişan

Ta ki bir şairin annesine yazdığı bir şiire kadar bizim edebiyatımızda serbestlik mevzu bahis olmamıştır. AbdulHak Hamit Tarhan Validem adlı şiiri ile ilk ölçüsüz şiiri yazmış ve yeni bir oluşumun ilk adımını atmıştır. Şiirin etrafındaki şimdiye kadar ki dışına çıkılamayan kurallar teker teker yıkılmaya başlanılmış ve sonunda ikinci planda olan mana duygu ve hissin önüne geçmiştir. Öyle ki şiirlerin büyük çoğunluğu mecazi mahbuplara yönelik yazılırken artık hiç bir kıymeti olmayan cansız nesnelere bile şiirler yazılmıştır. Sonlara doğru belli ideolojilerin savunucuların etkili bir silahı haline gelerek kitleleri yönlendirmede kullanılmaya dahi başlanılmıştır. Andelib-i Zişan gibi zengin teşbihlere ve şiir de ve düz yazıda derin tasvirlere gerek duyulmamakta artık mana ön plana çıktığı için anlatılmak istenilen açık ve yalın olarak ifade edilmeye başlanılmıştır. Çünkü öncelikli olan duygulanmak değil aklın istifadesidir.

Geçirilen bu süreçler göz önüne alındığında gelinen bu son nokta gayet normaldir. Çünkü insanoğlunun değişimiyle birlikte yazınsal ürünlerde bu değişime ayak uydurmakta ve ona göre şekil almaktadır.Ama aramızda halen daha geçmişe özlem ile bakan insanlar yaşamakta ve elinde olsa ozanların kopuzlarıyla beraber geniş bozkırları çınlattığı o zamanlara dönmek istemektedir. Bu özlemini kağıda dökenlerden biri de Arif Nihat Asya’dır.

Tarihlere destanlara yol bulabilsem
Hiç durmadan düşünmeden geriye giderdim…
Buna şaşma ki geçmişte yaşamayı ben
Gelecekte yaşamaya tercih ederdim.

Bayrak şairinin de dediği gibi geçmişe özlem ile bakanlar bülbülü sesi için besleyenlerdir. Saygılar…

ETİKETLER: ,
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.