ALTIN 481,42
DOLAR 7,2531
EURO 8,6354
BIST 1,1879
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Az Bulutlu

ALLAH (cc.) RIZÂSI

05.07.2020
64
A+
A-
ALLAH (cc.) RIZÂSI

Sözlükte ”hoşnut ve memnun olmak, tasvip etmek, beğenmek” anlamındaki ”rızâ” kelimesi dini ve tasavvufi hayatın temel kavramlarından biridir. Tasavvufun ilk dönemlerinden itibaren rızâ kavramına özel bir önem verilmiştir. Cüneyd-i Bağdadi’ye göre rızâ ilâhî iradeye tabî olduğu için kulun kendi iradesini ve tercihini terk etmesidir. Ebû Süleyman ed-Dârâni ancak bedeni arzularından sıyrılan kişilerin rızâ mertebesine erebileceğini söylemiş, İbrahim b. Muhammed en-Nasrâbâdi rızâ mertebesine ulaşmak isteyenlerin Allah’ın razı olduğu hususlara sıkıca sarılmalarını tavsiye etmiştir.

Kur’ân-ı Kerim’de ve hadislerde rızâ kavramı üzerinde önemle durulmuş müminler Allah’ın rızâsını kazanmaya teşvik edilmiş, rızâ mertebesine ermenin en büyük mutluluk olduğu ifade edilmiştir. Sahabe-i Kiramdan Ebu Said el-Hudri (r.a) Allah Resulünün şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. Yüce Allah cennet ehline, ”Ey cennet ehli!” diye seslenir. Onlar da, ”Buyur ya Rabbi, emrini yerine getirmekle mesut oluruz.” derler. Yüce Allah, ”Size verilen bu nimetlerden razı mısınız?” diye buyurur. Onlar, ”Ey Rabbimiz, bundan daha üstün ne olabilir?” derler. Bunun üzerine Cenab-ı Hak, ”Rızamdır, sizden razı olacağım ve bundan sonra ebedi olarak da size gazap etmeyeceğim” diye buyurur. (Buhari, Rikak, 50)

Davranışlarımız ve ibadetlerimizde gerçek anlamda Allah rızasını yakalayabilmek kulluk sürecimizde erişebileceğimiz en önemli aşamalardan biridir. Çünkü Allah rızası için yaptığımız davranışlar Allah’ın bizden hoşnut olması sonucunu doğurur. Allah’ın bizden hoşnut olması ise onun bizi sevmesi anlamına gelir ki bu ise bizim hem bu dünyada hem de ahirette huzuru ve mutluluğu yakalamamız anlamına gelmektedir.

Allah (cc.) Kur’ân-ı Kerim’de kendi rızası hakkında bir çok ayet indirmiştir. Bunlardan Âl-i İmrân suresinin 162 ve 163. ayetlerinde şöyle denilmektedir; ”Allah’ın rızâsını elde eden, Allah’ın gazabına uğrayan gibi olur mu hiç! Bunun varacağı yer cehennemdir; O ne kötü bir varış yeridir! (162) Onlar Allah katında derece derecedir. Allah onların yaptıklarını görmektedir. (163)” Bu ayetlerin tefsirinde ise Diyanet Kur’an Yolu tefsiri şöyle açıklamaktadır; <”Allah’ın rızasını elde eden Allah’ın gazabına uğrayan gibi olur mu hiç” sorusu bir önceki ayette geçen, ”Sonra, herkese kazanmış olduğunun karşılığı kendileri haksızlığa uğratılmaksızın tastamam ödenir” mealindeki cümlenin açıklaması mahiyetindedir. Yani ”Allah’ın emir ve yasaklarına uyan, doğruluğu ve dürüstlüğü sayesinde Allah’ın rızâsını kazanmış olanla emir ve yasak dinlemeyen, devlet ve millet malını zimmetine geçirdiği için Allah’ın gazabına uğrayan kimse hiç eşit olur mu?” denilmektedir. Elbette Allah’ın rızasını kazanan cennette her türlü güzel nimetlere kavuşurken, diğeri cehenneme gönderilecektir. 162. ayetin son cümlesi buranın ne kadar kötü bir yer olduğunu vurgulamaktadır. 163 ayet de bu iki grubun Allah katındaki derecelerinin farklı olduğunu ahirette farklı muamele göreceklerini ifade buyurmaktadır. Bu farkın dünya hayatında beşeri ilişkilere, istihdam da ehliyet ve önceliğe yansıması tabiidir. Bununla birlikte ayette söz konusu edilen derece farklılığının Allah’ın rızasını kazananlarla ilgili olma ihtimali de vardır. Bu takdirde Allah’ın rızasını kazananların da eşit olmadıklarına, onların da Allah katındaki derecelerinin amellerine göre değişeceğine işaret edilmiş demektir>

Bir diğer ayet ise Tevbe suresinin 72. ayetidir. Bu ayetin mealinde şöyle denilmektedir; ”Allah, mümin erkek ve kadınlara altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetleri ve Adn cennetlerindeki güzel meskenleri vadetmiştir. Allah’ın rızası ise hepsinden daha büyüktür. Bu kurtuluşun en büyüğüdür.”(72) Muhammed Ali es-Sâbûnî’nin Safvetü’t-Tefasir kitabındaki yazdığı Tevbe suresinin 72. ayetiyle ilgili tefsir ise şöyledir; ”Allah müminlerin insanlarına karşılık onlara gölgeleri bol cennetler vadetti. Onların ağaçlar altında ırmaklar akmaktadır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Onlar için oranın nimetleri ne yok olacak ne de zeval bulacak. Allah onlara ebediyen kalacakları cennetlerde mutlu bir hayat sürecekleri evler vadetti. Hasan-ı Basrî  der ki; ”Bu evler inciden, kırmızı yakuttan ve zeberced’den yapılmış köşklerdir.” Allah’ın az bir rızası bunların hepsinden daha büyüktür.

Hak kitap olan Kur’ân-ı Kerim’in bir diğer ayetleri olan Leyl suresinin 14-21. ayetlerinin mealleri ise şöyledir. ”İşte ben sizi ateş saçan bir aleve karşı uyardım. O ateşe, ancak dini yalanlayıp yüz çeviren kötüler girer. Ama Allah’a karşı gelmekten çok sakınan ve gönlünü arındırmak için Allah yolunda mal harcayan ise ondan uzak tutulur. O, verdiğini kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olarak vermek. Verdiğinden ötürü hiç kimseden mükâfat da beklemez. Sadece ve sadece Yüce Rabb’inin rızasını kazanmak için verir. Ve elbette kendisi de ahirette Rabb’inin kendisine vereceği nimetlerden dolayı razı ve hoşnut olacaktır.” Bu ayetlerde ikir örneğe dikkat çekilmektedir. Birincisi; Yüce Allah’ın göndermiş olduğu dini, koymuş olduğu ilahi hükümleri yalan sayar, ona inanmaz, ondan yüz çevirir, kendi heva ve hevesine uyar. Neticede cezasını bulur, hak ettiğini çeker. İkincisi ise; Allah’ın göndermiş olduğu dine inanır, ona karşı gelmekten sakınır, malını başkalarına gösteriş için değil, sırf Allah rızası için sarf eder, bununla içini dışını temizlemek, kötü duygulardan, fena tutum ve davranışlardan arınmak, böylece Allah’ın rızasını kazanmak ister. Neticede O’nun rızâ ve hoşnutluğuna nail olur.

Allah rızasını kazanmanın en kestirme yolu hayata bütünü ile O’nun istediği biçimi vermektir. Bu biçimi vermenin ”teknik talimnamesi” Kur’an ve sünnettir. Kur’an, insanı en doğru yola götürür ve iyi şeyler yapanlara büyük mükâfatı müjdelemektedir. Allah (cc.) hepimize rızasını kazandırmayı nasip eylesin.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.