ALTIN 272,53
DOLAR 5,7974
EURO 6,4173
BIST 7,6346
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Az Bulutlu

Yaz, Gelsin

Yaz, Gelsin

Anlatılacak bir kesitte giz kalmış bir bölüm varsa asıl hikaye oraya gizleniyor. Nasılsa nesnellik yok, yoruma açık. Romanlarda, şiirlerde, denemelerde ve hatta filmlerde dahi mantık bunun üzerinedir çoğu zaman. En azından şahsi tercihlerimiz bu yönde olabiliyor yazarken, çizerken ve film çekerken.

Görünenin aslında tek gerçek olmadığını, arkasında farklı olguların olabileceğini her daim bilmek gerekebilir. Görünenin yorumu izleyicinin veya okuyucunun bilgisi dahilinde şekillenmekte tabi ki. Ünlü yönetmen Tarkovsky’nin “1+1=1” mantığını ele alırsak çıkan sonuç bize; bir damla bir damla daha iki damla yapmaz daha büyük damla yapar, olacaktır.

Anlattık bir hikaye, içinde bir boşluk vardı onu irdeleyerek ortaya çıkardık. Mesela bir hikaye vardı ve hiç dolmadı. Ama bir hikaye vardı ve o hikayede giz kalmış doldurulamayan bir şeyler vardı. Doldursak ne çıkar? Yazsak, çizsek, filmini çeksek ne çıkar, dedik… Ve yeri geldi yazıldı, çizildi, çekildi… Hadi şimdi ne kaldı geriye? Birikmiş onca şey. Yok etsen edemezsin. Şuan olsa belki aynı şeyler yazılıp çizilmez. Ve her çıkan harf de yük olmuş olur insanın sırtına.

Bize göre hepsinin bir açıklaması var. Bir yazara, yönetmene göre olduğu gibi… Peki izleyiciye, okuyucuya göre var mı bir açıklama? Vardır elbet. Aradaki uyum ne derece sağlanırsa aranan kan bulunmuş olabilir.

Ne anlatırsan anlat, karşıdakinin inandığı kadardır anlattığın. Sen kendine inanırsan anlattığın zaten kendinedir ya… İşin özü kendini bulmaya dönüyor. Önce kaybedip, sonra bulmayı… Kaybedeli hayli zaman olmuş gibi. Önemli olan bulmak adına çaba göstermektir. Zira Mevlana’nın “bulanlar ancak arayanlardır” dediği gibi. Aradığımız şey kendimiz olsun…Sor yazılan her şeyi açıklığa kavuşturalım, sor yeniden hikaye yazalım.

Geçen zaman mı uzun gelir, geçmesi planlanan mı? Absürt rakamlara oynamaya ne hacet…

Gerçekler değişmez, hakikatler başkalaşmazmış. Ancak baktığın yer değişirmiş. Odaklandığın şey gerçeğindir.

*

Bu nasıl bir yolculuktur Allah’ım?

Bilmem ki, bilsem bu yola çıkar mıydım?

Bilmeden çıktım,

Bilmem ki varır mıyım?

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.