ALTIN 392,22
DOLAR 6,8612
EURO 7,7521
BIST 1,1249
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Az Bulutlu

TÜRKİYE’DE MİLLİ İKTİSAT POLİTİKALARI (1908-1918)

16.06.2020
49
A+
A-
TÜRKİYE’DE MİLLİ İKTİSAT POLİTİKALARI (1908-1918)

GİRİŞ

Osmanlı İmparatorluğu’nda 1908-1918 yılları özünde bir döneme son vermiş ve yeni bir dönemin başlangıcı olmuş yıllardır. İmparatorluktan yeni bir ulus devletinin doğuşuna kadar uzanan bu süreç, dönemin yönetimini elinde bulunduran İttihatçılar için bir hayli sıkıntılı geçmiştir. Diğer taraftan döneme damgasını vuran milliyetçilik (Türkçülük) akımı kendini her alanda gösterdiği gibi ekonomi politikalarında da göstermiş, alınan kararların bu doğrultuda olmasını sağlamıştır.
İttihatçılara hakim olan ulusçuluk düşüncesi, iktisadi yaşamda da kendisini göstermiş ve “milli iktisat” anlayışı benimsenmiştir.1 1912 yılına kadar İttihat ve Terakki cemiyeti dolaylı olarak ülkeyi yönetiyor ve de ekonomiye herhangi bir devlet müdahalesi yapılmayarak Tanzimat ile başlayan Osmanlı liberalizmi zirveye ulaşmış oluyordu. Ancak izlenen liberal politikalar ile ekonomi yabancıların lehine dönerken yerli üreticinin aleyhine dönmesine sebep olmuş, durumlarını kötüleştirmiştir. 1908–1913 yılları arasında yabancı sermayeyle kurulan anonim şirketlerin sayısında büyük bir artış oldu.2 Buna karşın Müslüman zanaatkarlar serbest ticaret koşullarında gayrimüslimler ile rekabet edemeyerek yoksullaşarak mesleklerini kaybettiler. Ancak II. Meşrutiyet’in ikinci beş yılında yaşanan olaylar ve yapılan savaşlar liberal düşüncenin son bulmasına neden olmuş ülke otoriter yöntemlerle yönetilmeye başlamıştır.
Bu otoriter yapı kendini ekonomi politikalarında da göstererek liberalizmden devletçi, müdahaleci bir yapıya kaymış, şimdiki ifade ile “milli iktisadı” ortaya çıkarmıştır. Bu dönemde izlenen milli iktisat politikaları ile ekonomide Müslüman-Türk unsurları egemen kılınmaya çalışılmış, liberalleşmenin etkisiyle gayrimüslimlerin lehine dönen ekonomiyi Müslüman-Türk unsurlarının lehine yönelik çevirmeyi amaçlamıştır.
Bu makalenin amacı, 1908-1918 yılları arasında İttihatçıların Osmanlı Devlet’inde uyguladığı iktisat politikalarını, birinci dünya savaşı öncesi ve sonrası olarak iki dönem altında inceleyerek, Türkiye’de milli iktisadın nasıl doğduğunu ve bu doğrultuda uygulanan politikaların neler olduğunu ortaya koymaktır.

A. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ
İKTİSAT POLİTİKALARI
(1908-1913)

II. Meşrutiyetin ilk yıllarından birinci dünya savaşına kadar hürriyetle birlikte gelen serbestlik fikri her alanda olduğu gibi iktisadi alanda da kendisini gösterdi. İktisadi konularda yeni arayışlara geçilen bir dönem olan II.Meşrutiyet bir milattı. Osmanlı toplumunda Hürriyet’in ilanı ertesi iktisadi düşüncede geniş bir yelpaze oluştu. Osmanlı aydınının uzun süreden beri tartışmakta olduğu siyasal yaşamın iki kutbu, hürriyet ve istibdat , iktisadi boyutlarıyla da gündeme geldi. Hürriyetin diğer bir ifade biçimi “serbesti”ydi.3 Birinci Dünya Savaş’ına kadar olan süreçte Türkiye’de iktisadi alanda liberal anlayışla politikalar benimsenip uygulanmaya çalışılmıştır.

A.1 Osmanlı’da Yerli Bir Burjuvazi Oluşturma Çabası

İttihatçılar kalkınabilmenin ve diğer gelişmiş Avrupa ülkelerini yakalayabilmenin temel şartlarından birinin yerli ve milli bir burjuvazi oluşturmaktan geçtiğini düşünüyorlardı. Bu sebeple atılacak adımları da bu doğrultuda attılar. Ancak bu düşüncelerinin hayata geçirilmesi ve istenilen noktaya gelinmesi Osmanlı toplumu için liberalizm ile pekte mümkün olamayacağı aşikâr bir hale gelene kadar uzunca bir sürenin geçmesi gerekecekti. II. Meşrutiyet’in ilk yıllarında sermaye birikimi sorununa çözüm arayan Osmanlı aydını klasik iktisat öğretisini benimsemiş, tasarruflarla Müslüman unsurun girişimciliğini için gerekli fonların oluşmasını istemişti. Nitekim dönemin yazını bu tür telkinlerle Müslüman’ı girişimci kılmak istemişti.4 Ancak o dönemde tasarruf aracılığı ile sermaye birikimi pekte istenilen sonucu vermemiş istenilen şekilde Müslüman iş adamı oluşturulamamıştır.

A.2 Milli Şirket ve İktisadi Uyanış

Milli bir şirketleşme oluşturma çabasında Meşrutiyetin ilk yıllarında kurulan anonim şirket sayısı 113 savaş döneminde ise kurulan anonim şirket sayısı 123’tür. Meşrutiyet’in liberal dönem diye adlandırılan ilk beş senesi tamamen milli olmayıp yabancı sermaye ağırlıklı olmasına karşın “milli iktisat” diye adlandırılan ve liberalizmin yerini müdahaleci ve koruyucu devletçiliğin yerini aldığı savaş yıllarında 1914-1918 ve ittihat terakkinin yönetimi devrettiği sonraki yıllarda ise anonim şirketlerin bir çoğu Müslüman-Türk kişiler tarafından oluşturulmuştu.1913 ve 1915 yıllarında yapılan sanayi sayımları bugünkü Türkiye sınırları içinde kalan Bati Anadolu ve Marmara bölgelerinde yani ülkenin en gelişmiş yörelerinde 1908 den önce kurulmuş sınai tesislerin 20 un değirmeni, 2 makarna ,6 konserve, 1 bira fabrikası, 2 tütün mağazası 1 buz 3 tuğla 3 kireç 7 kutu 2 yağ 2 sabun 2 porselen imalathanesi 11 tabakhane 7 marangoz ve doğrama atölyesi 7 yün 2 pamuk 36 ham ipek 1 ipekli dokuma ve 5 “sair” dokuma fabrikası 35 matbaa,8 sigara kâğıdı, 5 madeni eşya, ve 1 kimyasal ürün fabrikasından ibaret olduğunu ortaya koyuyor.5 Kapitalizme entegre olabilmenin temel şartlarından birisi de tasarruf yapılarak fabrika ve diğer sınai imalathaneler gibi yatırımlarla üretime katılmaktır. Ancak ifade edilen verilere bakıldığında Meşrutiyet’in ilk yıllarında tasarruf yapılamadığı için istenilen düzeyde yatırım yapılamamış öncesinde mevcut olan tesisler kullanılmıştır. Ve Türkiye hammadde ve tarım ürünü ihracatçısı konumunu değiştirememiştir.

B. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI
İKTİSAT POLİTİKALARI
(1914-1918)

Birinci Dünya Savaşı yılları birçok ülke ekonomisinde köklü değişikliklerin olduğu yıllar olmuştur. Liberal anlayışın bir kenara bırakıldığı yerini müdahaleci bir devlet anlayışına bıraktığı görülmektedir. Cihan Harbi iktisadi düşünce yansıra bilfiil iktisat politikalarında da köklü dönüşümlere yol açmıştı.19. yüzyıl sosyalist ekonomi politiği ötesinde müdahaleci, yönlendirici ve girişimci devlet anlayışı , bir başka deyişle bir tür devletçilik, Batı dilinde “étatisme” ya da “statism” Cihan Harbi ile anlam kazanmıştı.6

B.1 Korumacılık ve Milli Dış Ticaret Politikası

Osmanlı dış ticaretinin lehe dönebilmesi için kapitülasyonların boyunduruğu altından kurtulması gerekliliği II. Meşrutiyetten itibaren bazı kesimlerce dile getirilmiş ancak Cihan Harbi esnasında kapitülasyonların kaldırılması mümkün olmuştur. Osmanlı esnafının dış rekabete karşı korunması gerekliliği zorunlu bir hal almasına karşın kapitülasyonlar bunu olanaksız kılıyordu.Sözde liberalizmin savunucusu olan bazı Avrupa ülkeleri Osmanlıya karşı yüksek gümrük vergileri alarak pazarlarını Osmanlıya kapatmıştı. Hal böyle olurken Osmanlı kapitülasyonların kaldırılması için uygun bir ortamı bekliyordu. Ve bu uygun ortamı Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı ilk yıllarda bulan Osmanlı kapitülasyonları tek taraflı kaldırarak korumacı politikalar uygulanmaya başladı. Zira Osmanlı’nın dış ticaret politikası kapitülasyonların ipoteği altındaydı. Bu nedenle ilk iş olarak 9 Eylül 1914 günü kapitülasyonlar tek taraflı olarak kaldırılacaktı.7
Osmanlı yeni gümrük tarifeleri kendi esnafının muhafazasını sağlamaya yönelik adımlar atmış oldu. Ancak bu durum kendisi dahi korumacı politikalar uygulayan Avrupa ülkelerinde pekte hoş karşılanmadı ve ağır eleştirilere maruz kaldı.

B.2 Sanayileşme ve Milli Sanayi Politikası

Uzmanlaşmanın tarımdan ziyade sanayiye doğru kaydırılması II. Meşrutiyet ile birlikte gündeme gelmiş ve ilerleyen yıllarda daha sık gündeme gelerek sanayileşmenin gerekliliği bazı çevreler tarafından sıkça vurgulanmaya başlanmıştı.
II. Meşrutiyet’in ilk yıllarında sanayileşmenin sorununu ortaya atan kurumlardan birisi Dersaadet Ticaret ve Sanayi Odası olmuştur. Dersaadet Ticaret Odasına göre Osmanlılarda o güne değin sanayinin gelişmesine ,açılmasına engel olan sebepler doğal yada tabii değil taşımacılığın yetersizliği veya tekel yöntemi gibi arızi nedenlerdi. Meşrutiyetle birlikte bu arızi nedenler ortandan kalkmış sanayinin gelişmesi için fikr-i teşebbüs yokluğundan başka bir engel kalmamıştı.8
Sanayileşme hususunda diğer önemli noktalardan birisi de Teşvik-i Sanayi Kanun-ı Muvakkatı olmaktadır. Kanun ile ilgili görüşmeler mecliste 1911 yılında görüşülmeye başlanılmasına rağmen ancak 14 Aralık 1913 günü yayınlanmıştır. Birinci Sanayiyi Teşvik yasası olarak da adlandırılan ve 15 yıl kadar yürürlükte kalan bu kanun sermaye darlığı yüzünden pekte etkili olamamış yerini 10 yıl sonraki ikinci Teşvik-i Sanayii Kanuna bırakarak amacına ulaşılmıştır.

B.3 Fiyat Politikası

Fiyat politikaları II. Meşrutiyet yıllarında daha çok savaş zamanında kendisini göstermiş ve savaşın finanse edilebilmesi açısından başvurduğu politikalardan biri olmuştur. Diğer ülkelerin aksine Osmanlı savaşı finanse edebilmek için vergi veya borç tahvilleri gibi araçlara yönelmemiş çözüm olarak para basmayı seçmişti.Bu nedenle dünyanın ilk hiperenflasyonyu olaraktan adlandırılacak durum Osmanlı da ortaya çıkmış,1914 yılında 100 esas alındığında geçinme endeksinin 1915,1916,1917,1918 yıllarında sırasıyla 130,212.846 ve 1823 olduğu görülecektir.9 Osmanlı bu fiyat politikasıyla devletin alım gücünü artırmayı amaçlamış ve aynı zamanda kamu giderlerini de kısarak tasarruf yapmak istemişti. Bu durumun kamu çalışanlarını zor durumda bırakmış ve devlet özveriyi onlardan beklemişti.

SONUÇ

II. Meşrutiyet’in birçok alanda olduğu gibi iktisadi alana da etkisi olmuş ve uygulanmak istenilen politikalar o zamanın düşünce akımlarına göre şekillenmiştir. II. Meşrutiyetin ilk yılları yani Cihan Harbi öncesi dönem liberal politikalar etkili olmuş serbesti fikri hayatın her alanında olduğu gibi ekonomide de kendisini göstermiştir.
Ancak Meşrutiyet’in ilk beş yılında uygulanmak istenilen politikalar sonuç vermemiş ve sanayileşme adına kayda değer bir ilerleme söz konusu olmamıştır. II. Meşrutiyet’in ikinci 5 yılı ittihatçıların iktisadi fikirlerinin tamamen değiştiği liberal anlayıştan müdahaleci ve koruyucu devletçilik anlayışına kaydığı savaş yıllarıdır.
Bu dönemde devletin ekonomiye müdahalesi ile ilk döneme göre kayda değer ilerlemeler gösterilmiş, sanayileşme adına daha olumlu adımlar atılmış ancak savaş ortamı politikaların savaşı finanse etmeye yönelik yapılmasından dolayı ülkenin durumu iyileştirilememiş daha da kötüleşmiştir.1908-1918 yılları arası ittihatçılar için bir hayli sıkıntılı yıllar olup milli iktisat adına ancak ileriki dönemler için tohum olabilecek çalışmalar yapıldığını söyleyebiliriz. Sonraki dönemde gelecek olan hükümet geçmiş politikalardan ders alarak milli iktisat adına daha iyi işler başarmıştır.
Liberalizmin gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler için uygun bir politika dayanağı olmadığını ve bu tür ülkeler de başlangıç için gelişebilmenin temel şartının devlet müdahalesinin gerekli olduğunun farkına varmışlardır. İttihat Terakki hükümeti milli iktisat adına bazı şeylere öncelik etmiş dahi olsa bu kötü yönetiminin bedelini ağır ödeyerek tarih sahnesinden ayrılmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.