ALTIN 269,91
DOLAR 5,6992
EURO 6,3126
BIST 106.785
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Sisli

IMF ve Türkiye ile ilişkisi

A+
A-
IMF ve Türkiye ile ilişkisi

IMF ve Türkiye ile ilişkisini ele alınmadan önce IMF’nin kuruluş amacını ve tarihçesini incelemek gerekmektedir.

IMF(International Monetary Fund) Türkçe karşılığı Uluslararası Para Fonu kuruluşu 1945 yıllarına dayanmaktadır.19. yüzyılın sonlarından 2. dünya savaşına kadar kullanılmış olan altın standarttı uluslar arası para sistemi savaş sonrası işlemez hale gelmiş ve yeni bir sistemin kuruluşu zorunlu hale gelmiştir. Ve bu yeni sistemin oluşumu ABD hegemonyasının küresel ölçekte etki kazanmasını sağlayarak dünyanın yeni bir sürece girilmesine neden olmuştur. ABD hegemonyasının küresel ölçekte etki kazanmasını en önemli sebeplerinden biri ise savaş neticesinde Avrupa ekonomisi tahrip olunurken Amerikan ekonomisi savaştan güçlü bir ekonomiyle çıkmıştır.

Ve 2. dünya savaşı sonrası ABD’nin güçlü ve büyümüş bir ekonomiye sahip olması kendi menfaatleri doğrultusunda yeni uluslararası para sistemi tasarlama imkanı sağlamıştır. Ekonomik düzeni yeniden yapılandırmak amacıyla 1945 yılında ABD’de Bretton Woods konferansı yapılmış ve yeni düzeni teşkil edecek yeni kuruluşlar Uluslararası Para Fonu(IMF) ve Dünya Bankası kurulmuştur. Bu kuruluşlar faaliyete geçtikleri tarihten itibaren dünyada meydana gelen finansal ve ekonomik krizlere ve oluşan sıkıntılara bizzat müdahale edip hedef olarak uluslararası ekonomik işbirliğinin ve uluslararası ticaretin geliştirilmesi istihdamın artırılması ve üye ülkelere finansal destek sağlayarak yoksulluğun giderilmesi amaçlanmaktadır.

Kuruluşundaki amaçlar kağıt üzerinde böyle olmasına rağmen standartları ve bazı uygulamaları ile üye ülkelerde rahatsızlık doğurmakta ve yoğun biçiminde eleştirilmektedir. Bu rahatsızlıkların başında ABD’nin 19945 yılında New Hampshire eyaletinde yapılmış olan Bretton Woods Konferansıyla yeni bir uluslararası para sistemi kurulmuş ve diğer tüm para birimleri ABD dolarına endekslenmiştir. ABD bu sistemi dünya altın rezervinin %70 ine sahip olduğu için diğer ülkelere kolaylıkla kabul ettirmiş ve kendi para birimini de altına endekslemiştir. Oran olaraktan 1 ons altın 35$ olarak belirlenmiştir. Ancak daha sonraları Japonya ve ABD deki dolar rezervleri mevcut altın rezervlerinden daha fazla olunca Bretton Woods sistemi de işlemez hale gelmeye başlamış ve bu sistemde 1971 de son bulmuştur. ABD doları bu tarihten günümüze kadar herhangi bir değerli amadene veya paraya endekslenmeksizin dünyada rezerv para olarak kullanılmaya devam edilmektedir. Doların herhangi bir madene yada para sistemine endeksle olmaksızın tedavülde olması ABD’ye büyük bir avantaj sağlayarak piyasada istediği malı sadece kağıt maliyetine elde etmesini sağlamaktadır.

Her ne kadar Bretton Woods sistemi sona erse de o zamanda kurulan IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar faaliyetlerine günümüze kadar devam etmektedir. Türkiye’nin IMF ile ilişkisi ise 2. Dünya savaşı sonlarına dayanmaktadır. 2. Dünya savaşı sonrası Türkiye batı bloğunda yer almış ABD’nin tasarladığı yeni ekonomik sisteme entegre sürecine girmiş 1947 yılında ise IMF ve Dünya bankasına üye olmuştur. ABD ile ilişkilerini ittifak düzeyine taşıyan Türkiye bu kuruluşlardan aldığı kredilerle ve danışmanlık destekleriyle yeni uluslararası ekonomik düzene ve para sistemine dahil olmuştur. İlk defa 1950 yılında Dünya bankasından ve 19961 yılında IMF’den kredi ve danışmanlık yardımı almış böylece bu teşkilatlarla kredi e borçlanma ilişkileri içine girmiştir. Özellikle 1980 sonrasında ekonomik yapılanma ve reform maksadıyla yüksek meblağlarda kredi temin ederek 2008 küresel krizi öncesinde dünyada bu kuruluşlardan en fazla kredi sağlamış ülkeler arasına girmiştir.

Türkiye daha sonra 2001 krizi ile birlikte sıkı düzenlemelere giderek ekonomik performansını artırmış uyguladığı ve uygulamaya çalıştığı yapıcı ekonomik politikalarıyla IMF ve Dünya bankasına bağımlılığı azalmış ve bu teşkilatlara olan kredi borçları bitirme noktasına gelmiştir.
IMF’nin kredi verirken sağladığı danışmanlık hizmetlerinin bir kısmını ekonomik reformlar oluşturur ve IMF tarafından zorunlu oluşturulan bu reformlar her kredinin bir sonraki taksitini almak için ön şart olarak belirlenmiştir. Ve IMF’nin bu zorlamalarına ilişkin tartışmalar da bu noktada yoğunlaşmaya başlamıştır. IMF benzer ekonomik sıkıntılar yaşayan ülkelere devalüasyon bütçe daralması gibi sorunlarla karşılaşan ülkelere talep ve şartları ülkeden ülkeye değişebilmekte ve çifte standart uygulayabilmektedir. Örneğin Türkiye’den eğitim ve sağlık gibi öncelikli sektörlerin bütçesinin küçültülmesini isteyebilmekte ancak askeri harcamalarda kesinti yapılmamasını istemesi de dikkat çekmektedir. Türkiye ile benzer durumda olan Avrupa ülkelerinden Polonya gibi ülkelerden aynı şartları talep etmemesi de açıklama getirilmesi gereken konulardan olmaktadır.

Genel olarak değerlendirildiğinde ise Türkiye ile IMF arasındaki ilişki 1961 yılında başlamış olup 2005 yıllarına kadar alınan kredilerle 50 milyar doları bulmuş ve 1991-1994 yılları arasında IMF’nin mali destek sağladığı 64 ülke içinde en çok kredi çeken ülke olmuştur. Ancak IMF’nin içindeki kota miktarı ve oy oranına bakıldığında Türkiye’nin bu kuruluş içindeki etkisinin oldukça zayıf olduğu görülmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.