ALTIN 273,07
DOLAR 5,8050
EURO 6,4245
BIST 7,6437
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Az Bulutlu

“Hani O Sokak Vardı Ya…”

“Hani O Sokak Vardı Ya…”

Ben o sokaktan geçtiğimden beri değişti dünyam. Küçük bir el tuttu çekti, bir çift göz, bir oyalı tülbent… Yerin çekim gücüne karşı insanın çekim gücü: insan galip. Hani bilirsiniz onu: her şeye karşı durmak. Bazen konuşmak bazen susmak.

Ben o sokaktan geçtiğimden beri bir haller oldu gökyüzüne. Kafamı kaldırıp bakıyorum, yeri görüyorum. Bir ses çekiyor içine içine: kendi içime. Büyük kapıdan girebilme hürriyetine ulaşınca ayaklarımın yerden kesileceğini sanmıştım. Oysaki insan bilemiyormuş yaşamadan. Şöyle bir yokladım solumu. Sordum ona: orda mısın? Ses vermedi. Üstüne gitmedim ben de. Döndüm etrafında hem dünyanın hem kendimin. Geceyle gündüzü yaşadım. Güzü, baharı, yazı, kışı… İnsanın ne kadar geniş bir sadrı olduğunu anlamam o an gerçekleşti. İçimi açtım da, sığdı kainat. Kanıtla deseler kanıtlayamam elbet. Ama kanıtlayabilseydim ne anlamı olurdu ki? Şimdi tutsam bir çocuğun elinden getirsem karşınıza, bakabilir misiniz benim ona baktığım gibi? Bakabilir miyim sizin ona baktığınız gibi? Şairin “kalbin kararı” dediği varya…

Ben o sokaktan geçtiğimden beri aklım biraz daha yaralı. Sabahın ilk ışıklarıyla şehre dolan kuşlara yem veren o amcanın yanındayım aylardır.

Biraz uzaktan izliyor biraz yakında duruyorum. Yavaş yavaş geliyor meydana, sandalyesini açıyor ve oturuyor. Kuşlarla sohbete başlıyor. Sonra bana dönüp “kızım” diyor, “yaşamak budur.” Biraz hal lafı ediyoruz sonra uzaktan izliyorum yaşamayı.  Yaşamak buymuş diyorum.

Ben o sokaktan geçtiğimden beri ayaklarım nasırlı. Yürümenin nasıl bir eylem olduğunu böylece öğrendim. Nasıldı o söz? “Ölümdür yürünmeyen.” Yoksa hâlâ hayatta olmamı -şimdilerde yürümemi zorlaştıran- ayak nasırıma mı borçluyum? Aslında ben o sokağın başına geldiğimde anlamıştım, ölmemek için ölüme yürüdüğümü. Sonra ise birkaç iz kaldı bana yaşama dair.

İşte hayat ya bu; hem yürünen yol hem taşınan dağ.

Ben o sokaktan geçtiğimden beri o sokaktan geçiyorum. Beni o koku karşılıyor, o sesi işitiyor kulaklarım, o yüzleri görüyorum. “Ben” diyorum “o sokaktan geçtim gittim.”

“Ve ben,

o sokakta kaldım.”

İclâl Havva Köprücü
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.