ALTIN 459,01
DOLAR 7,8491
EURO 9,4823
BIST 10,4490
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 9°C
Çok Bulutlu

GELİR DAĞILIMINDA ADALET

21.06.2020
258
A+
A-
GELİR DAĞILIMINDA ADALET

Ekonomik politikalarının temel amaçları ekonomik istikrarı sağlamak, ekonominin tam istihdam düzeyinde dengeye gelmesini sağlamak, ekonomik büyümeyi hızlandırarak kalkınmayı amaçlamak ve son olarak adaletli bir gelir dağılımını sağlamaktır. Nihai amacı ise ülkenin ekonomik refahını maksimize etmektir. Bu temel amaçlardan sonuncusu olan gelir dağılımını konusu ele alınacaktır.

Gelir dağılımı belirli bir dönemde bir ülkede üretilen mal ve hizmetlerin toplumun değişik kesimleri tarafından nasıl bölüşüldüğünü ifade eden bir kavramdır. Gelir dağılımının belirlenmesinde ilk olarak üretim araçlarının mülkiyeti yani bunlar belirli ellerde mi toplanmış yoksa toplumun geneline yayılmış mıdır sorusunun cevabı gelir dağılımı açısından önemlidir. İkinci olarak kamu hizmetlerinin sunumu konusu gelir. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin ücretsiz olması gibi durumları içerir. Üçüncü olarak toplumsal ilişkiler gelmektedir. Tarihsel süreç içerisinde değerlendirilmesi gereken bir konudur. Türkiye’de halen bir köyün mülkiyetinin tek bir kişiye ait olması veya bir tarafta işleyecek toprak olmaması diğer tarafta gelinin ağırlığınca altın takılması gibi durumlardır. Dördüncüsü üretim faktörlerinin örgütlenme düzeyidir yani sendikalaşma oranını ifade eder. Sonuncu belirleyici unsur ise siyasal katılma biçimi diğer bir ifadeyle demokrasidir. Devletler demokrasiden ne kadar uzaklaşırlarsa gelir dağılımı o kadar bozulur. Gelir dağılımının düzelmesiyle için çözüm aranırken bu belirleyici unsurların dikkate alınması ve ona göre bir çözüm üretilmesi gerekmektedir.

Gelir dağılımını düzeltmek için kullanılan maliye politikaları araçları sırasıyla vergiler, harcamalar ve borçlanma olarak üç kalemdir. Gelir dağılımının mali yansıma analizleri vergi ve harcama öncesi ve sonrası yapısının karşılaştırılması diğer bir ifadeyle birincil gelir dağılımı ve ikincil gelir dağılımı kavramlarıyla ilişkilidir. Birincil gelir dağılımı üretim faktörlerinin gayri safi hasıladan doğrudan almış oldukları pay olarak tanımlanabilir. Diğer bir ifadeyle emeğin, toprağın, sermayenin ve girişimcinin ücret, rant, faiz ne kar olarak aldıkları paylardır. İkinci gelir dağılımı ise devletin piyasaya müdahale etmesi sonucunda ortaya çıkan gelir dağılımı diğer bir ifadeyle devletin üretim faktörlerinden elde etmiş olduğu gelirlerden toplamış olduğu vergiler buna ilaveten harcamalar yoluyla kişilere tekrar aktarılan gelir ve diğer enstrümanlarla birlikte para politikası, KİT’ler ile ortaya çıkan durumları ifade eder. Örneğin devletin et ve balık kurumuyla gerekirse zararına satması ve zararını bütçeden karşılaması gibi durumlar ikincil gelir dağılımıdır.

Gelir dağılımını belirlemede kullanılan yöntemler Lorenz eğrisi ve Dolton Atkinson ölçütü olmak üzere iki tanedir. Lorenz eğrisi ülkede elde edilen milli gelirin toplumun değişik katmanları tarafından elde edilen paylarını birikimli olarak gösterir. Türkiye’de TÜİK tarafından açıklanan gelir dağılımına ilişkin veriler Gini katsayısı ile ölçülmektedir. Gini katsayısı gelir eşitsizliğini lorenz eğrisinden hareketle hesaplanan ve tek bir değerde özetleyen kişisel gelir dağılımını ölçmede kullanılan ölçüdür. TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları 2018 yılı Gini katsayısını 0.408 olarak tahmin etmiştir.  Gini katsayısı 0’a yaklaştıkça gelir dağılımda eşitliği 1’e yaklaştıkça gelir dağılımındaki bozulmayı ifade etmektedir. Bir önceki yılın katsayısı 0,405 olup bu yıl 0,003 artış görülmüştür. 2018 yılına göre ilk yüzde 20’lik (en düşük) kısım gelirin %6,1’ini alırken ikinci yüzde 20 %10,6’sını, üçüncü yüzde 20 %14,8’ini, dördüncü yüzde 20 %20,9’unu ve son yüzde 20’lik (en yüksek) kısım gelir dağılımındaki payın %47,6’sını almaktadır.

Bizim ülkemizde dahil birçok ülke vergilerini gelir, servet ve harcamalar üzerinden almaktadır. Gelir üzerinden alınan vergiler gelir vergisi ve kurumlar vergisi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ve vergilerin gelir üzerindeki etkileri dikkate alındığında Anayasamızdaki ödeme gücü ilkesi ve yararlanma ilkesi karşımıza çıkmaktadır. Ödeme gücü ilkesi daha çok kazananın daha çok vergi ödemesi olarak özetlenebilir. Yaralanma ilkesi yüksek öğretim harcı gibi yalnızca o hizmetten faydalanın ödemesi gereken vergidir. Ödeme gücü ilkesine uygulamasına yardımcı olan araçların başında artan oranlı vergilendirme sistemi gelmektedir. Gelir vergisi açısından kişilerin özel durumu dikkate alındığında genellikle artan oranlıdır. Ancak vergi kapsamının dar olması, kayıt dışı ekonominin varlığı ve vergi kaçırma olanaklarının aynı olmaması gelir dağılımını olumsuz etkilemektedir. Örneğin ücret gelirleri elde edenlerin vergi kaçırma olanakları yokken ticari kazanç elde edenler kendileri beyan ettiğinden dolayı daha rahat vergi kaçırabilirler. Devletin bunu önlemesi gerekmektedir. Kurumlar vergisi sabit oranlıdır ve gelir dağılımı olumsuz etkileri olabilmektedir. Eğer bu verginin büyük oranda yansıtılması durumunda üretici üzerine vergi konulan tüketim malının fiyatını arttırmak yoluyla, bu vergiyi tüketiciye yansıyabilmektedir. Özellikle verginin zorunlu tüketim mallarına konulması durumunda gelir dağılımı bozulacaktır. Kişilerin serveti üzerinden alınan vergiler gelir dağılımını olumlu etkilen vergilerdendir. Son olarak harcamalar üzerinden alınan vergiler gelir dağılımı açısından adil vergiler olmamaktadır. Harcama vergilerine başvurulmasının nedeni gelir ve servet vergilerinin kişilerin vergi ödeme gücünü tam olarak ortaya koyamamasına neden olmaktadır. Bu tür vergilerde yukarıda da belirtildiği gibi vergi matrahının düşük gösterilmesi yoluyla vergi kaçırılması, istisnalar, muafiyetler ve indirimlerle ödenmesi gereken verginin azalması mümkündür. Harcama vergileri dolaylı vergilerdendir ve yayılı harcama, toplu harcama ve katma değer vergisi olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Bu vergiler kolaylıkla fiyat mekanizması yoluyla tüketiciye yansıtılarak alt gelirli grupları diğer gruplara göre daha ağır yük altında kalmasına neden olduğu için gelir dağılımını olumsuz etkilemektedir.

Türkiye’de özel tüketim ve harcama vergisi toplam vergi gelirlerinin %60’ını oluşturmaktadır. Ve daha adil bir gelir dağılımı için hükümetin gelir dağılımını iyileştirici kamu harcaması politikaları izlemesi gerekmektedir. Devletin gelir dağılımını gelir düzeyi düşük sınıflar lehine değiştirmek amacıyla yaptığı harcamalara sosyal amaçlı transfer harcamaları denilmektedir. Ve bu kamu harcaması gelir dağılımını doğrudan düzeltici bir etkiye sahiptir. İkinci olarak ekonomik amaçlı transfer harcamaları yani sübvansiyonlarda gelir dağılımını olumlu etkileyen kamu harcaması politikalarından birisidir. Üreticilerin maliyetlerini düşürmek amacıyla yapılan vergi iadeleri şeklinde yapılan transferler gelir dağılımını olumlu yönde etkileyecektir. Devlet daha adil bir gelir dağılımı için bu politikaları izleyebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.